Tatil cenneti mi? |
| 21 Aralık 2009 Pazartesi |
| aercan@bursahakimiyet.com.tr |
Doğrudur, aralık, ocak ayları yarı yıl sonu yoğunluğunun yaşandığı aylardır. Bir dersin sınavı bugün olurken, hemen ertesi gün diğer dersin sınavı olur, sınavların böyle arka arkaya geldiği “sınav haftası” dediğimiz günler vardır; ancak bu yıl insanları huzursuz eden, sağlık gibi en önemli ve en değerli varlığımız olan bir konu, herkesi çok etkiledi. Son günlerde, bir arada görmeye alışık olmadığımız bakanlar, birlikte basın toplantısı yaptılar, önce rakamsal bilgilerle bazı öngörülerde bulundular; “Ne oluyor?” demeye kalmadan hemen ardından “aşı” konusu gündeme geldi. O da yetmedi saygın bilim adamlarının çelişkili açıklamaları, zaten karışık olan kafaların iyice karışmasına neden oldu. Bütün bunlar, herkesi bunaltan yoğun gündem bombardımanına dönüştü. Olanları anlamaya çalışırken, şimdi de “Belki sömestr tatili uzatılabilir.” konusu konuşulmaya başlandı. Bizi ilgilendiren durum da burada başlıyor. Şimdi normalde zaten sıkışık olan sınavlar, iyice kopma noktasına geldi. Öğrenci bir dersin sınavını pazartesi oluyor, neredeyse cuma aynı dersin son yazılısını oluyor. Şimdi bırakın eğitimi, öğretim bunun neresinde? Sınav nedir? Geçen yılki yazılarımda çok değindim ama şimdi kısaca anımsayalım. Sınav; öğrencilerin okumakta olduğu sınıfta, müfredat programlarıyla oluşturulmuş, o derse ait konunun bilgilerini, öğretmenin sınıfta anlatması, açıklaması, çeşitli etkinliklerle kavratması sonunda, o konunun öğrenciler tarafından öğrenilip öğrenilmediğinin ölçümüdür. Normal koşullar altında dersin özelliğine, öğrencinin anlama ve kavrama becerisine, öğretmenin ders anlatış yeteneğine göre sınav sonrası zayıf, orta, iyi, çok iyi öğrenen öğrenciler tespit edilir. Hangi soru, sınıfın genelinde yanıtlanamamışsa kontrol edilir, soruda bir sorun yoksa o soruyu oluşturan konunun anlaşılmasında sorun var demektir; o konu tekrar ele alınır, anlatılır, pekiştirici çalışmalar yapılır. Böylece sene başında planlanan müfredat konularının öğretilmesi sağlanmış olur. Şimdi “Belki sömestr öne alınabilir.” açıklaması sonrasında yapılan sınavlar, az önce değindiğim anlamda bir verimi sağlayabilir mi? Bir de bu durumu, öğretmenin penceresinden bakarsak orası tam bir çıkmaz. Öğretmen daha yeni bir konuya girememiş, bu konu ile ilgili çalışmaları yapamamış, örnek, alıştırma, pekiştirme… çalışmaları olmamış, yüz puanı oluşturacak soru bulmakta zorlandığı böyle bir ortamda, neyi öğretip neyi öğretmediğini nasıl ölçebilecek? Arka arkaya gelen sınav kağıdı tomarı yığınlarını, gece uyumadan okuduktan sonra ortalamalarını da kimsenin hakkını yemeden alıp karne notlarını zamanında idareye yetiştirmek için çırpınırken, kendini sadece öğretmenleri sıkıştırmakla görevli olduğunu sanan müdür yardımcılarıyla nasıl baş edecek? Ben her zaman belirli aralıklarla hem öğretmenin kafasını toparlaması hem de öğrencinin nefes alması için ara tatillerin olmasından yanayımdır; ama bu seneki tam bir “ne amaç taşıdığı belli olmayan bir işgüzarlık” olarak nitelenebilecek türden. Bakanlık ne zaman planlı, sistemli, programlı olmayı başaracak merak ediyorum. İlkokula başladığım yedi yaşımdan, öğretmenlik yaptığım bugüne kadar neredeyse yaşamını okullarda geçirmiş biri olarak biliyorum ki bize yaşatılan bu son dakika kararları, bizlerin hep zor günler geçirmesine neden olmuştur. Bütün bu sıkıntı dolu günleri, öğrenciler ve öğretmenler yaşarken insan sormadan edemiyor ”Cennet bunun neresinde?” Hiç unutmuyorum seksende de sömestr tatili sırasında böyle uzatma kararı aniden alınmıştı. Allah korusun insanın aklına her şey geliyor!… |
9 Eylül 2011 Cuma
Tatil cenneti mi?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder